





İstanbul'un farklı noktalarından sabahın erken saatlerinde alınan misafirlerle başlayan bu iki günlük tur, Bolu Dağı'nın eteklerindeki Abant Gölü'ne doğru ilerliyor. Göl kıyısında yürüyüş yapma, fayton ya da atla gezinti gibi seçeneklerle vakit geçirilebiliyor. Öğle yemeğinin ardından UNESCO koruması altındaki müze kent Safranbolu'ya geçiliyor.
Safranbolu'da ilk durak, Hükümet Konağı ve Saat Kulesi'ni panoramik olarak gören Hıdırlık Tepesi oluyor. Buradan evlerin birbirinin manzarasını kısıtlamayacak biçimde konumlandığı görülüyor. Ardından Semerciler, Manifaturacılar, Demirciler ve Bakırcılar arastaları, Cinci Hanı ve Hamamı, İzzet Mehmet Paşa Camii, Akçasu Kanyonu, Köprülü Mehmet Paşa Camii ve avlusundaki Güneş Saati ile Kaymakamlar Konağı geziliyor. Yemeniciler Arastası'ndaki alışveriş molasının ardından Cumhuriyet Çikolata Müzesi ziyaret ediliyor; 500 metrekare alanda 12 ton çikolata kullanılarak yapılmış heykel ve minyatürler görülebiliyor. Günün sonunda otele yerleşilerek akşam yemeği ve konaklama otelde gerçekleşiyor. Dileyen misafirler Tokatlı Kanyonu üzerindeki Kristal Teras'a (Cam Seyir Terası) ve İncekaya Su Kemeri'ne ekstra olarak katılabiliyor.
İkinci gün otelde alınan kahvaltının ardından eski bir Bektaşi köyü olan ve Yörük Türklerinin yaşadığı Yörük köyüne gidiliyor. Köyün ortak kullanım alanı olan eski çamaşırhane, Sipahioğlu Konağı ve köy pazarı geziliyor, köy kahvesinde mola veriliyor. Ardından Fatih Sultan Mehmet'in "Dünya'nın göz bebeği" sözleriyle anılan Amasra'ya ulaşılıyor. Deniz kenarındaki balık restoranında Amasra'ya özgü salatayla öğle yemeği alınıyor. Yemek sonrası Cenevizliler döneminden kalma Amasra Kalesi, Bizans döneminden kalma Fatih Cami ve Kale Mescidi, Boztepe ve Çekiciler Çarşısı geziliyor; dileyenler Amasra'da tekne turuna ekstra olarak katılabiliyor. Dönüş yolunda bastonlarıyla ünlü Devrek'te bir baston atölyesine uğranıyor ve Bolu - Adapazarı üzerinden İstanbul'a dönülüyor.