





İstanbul'un farklı noktalarından alınışla başlayan bu üç günlük tur, gece yolculuğunun ardından Adana'da Portakal Çiçeği Festivali'ne katılmayı ve dönüşte Tarsus'un tarihi dokusunu keşfetmeyi bir araya getiriyor. Yolculuk boyunca hem şehrin simge yapıları hem de festival coşkusu iç içe geçiyor.
Adana'da güne verilen kahvaltı molasının ardından Seyhan Nehri üzerindeki Tarihi Taş Köprü görülüyor. Bölgenin önemli camilerinden Adana Sabancı Merkez Camii'nin mimarisi rehber eşliğinde inceleniyor; kubbe, pencere ve minare ölçülerinin taşıdığı anlamlar anlatılıyor. Ardından Ramazanoğulları Beyliği döneminde inşa edilen Ramazanoğlu Konağı geziliyor ve Adana'nın sembollerinden Büyük Saat görülüp fotoğraflanıyor. Öğle yemeği için verilen serbest zamanın ardından 2011 yılında Adana Evi'nde açılan Sinema Müzesi ziyaret ediliyor. Festival alanında ise renkli kıyafetlerle kortej yürüyüşü, konser, sergi, workshoplar ve sokak lezzetleriyle karnaval alanının tadı çıkarılıyor. Günün sonunda dinlenmek üzere otele geçiliyor.
Üçüncü gün otelde alınan kahvaltının ardından Tarsus'a doğru yola çıkılıyor. İlk durak, İslamiyet ve Hristiyanlıkta büyük öneme sahip Eshab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) Mağarası oluyor. Berdan (Kydnos) ırmağının yüksekten dökülmesiyle oluşan Tarsus Şelalesi'nin ardından Roma döneminden sağlam kalmış Kleopatra Kapısı görülüyor. Danyal Peygamber makamı ve makam camii, geçmişte Beyaz Çarşı olarak bilinen Kırk Kaşık Bedesteni ve Tarsuslu St. Paul'ün kuyusu geziliyor. Eski Tarsus Sokakları ve evleri arasında yürüyüş yapılıyor, yöresel ürünler için serbest zaman veriliyor. Öğle yemeğinin ardından Çanakkale deniz savaşlarının gidişatını değiştiren Nusrat Mayın Gemisi müzesi ziyaret ediliyor ve dönüş yolculuğu başlıyor.