
Dokuz günlük bu Fas turu, İstanbul'dan Pegasus Hava Yolları tarifeli seferiyle Casablanca'ya uçarak başlıyor; dönüş yine aynı havayoluyla Marakeş ve Casablanca üzerinden İstanbul'a yapılıyor. Yolculuk boyunca konaklamalar Casablanca, Fes, Erfoud'daki çöl kampı, Ouarzazate ve Marakeş'teki otellerde sıralanıyor. Turu öne çıkaran anlar arasında Fes Medina'sının labirent sokaklarında süren yürüyüş, Erfoud'daki kumtepelerine hâkim kampta günbatımını izlemek ve Marakeş'te Afrika'nın en büyük meydanı Jmaa el Fna'nın hareketine karışmak var.
Sabah kahvaltının ardından başkent Rabat'a geçiyorsunuz. Okaliptüs ve Portekiz mantar ağacı ormanıyla çevrili Rabat, Bou Regreg ırmağının kıyısında uzanıyor; sürgündeki kralın dönüşünü bu şehirden ilan etmesinden bu yana ülkeye başkentlik yapıyor. Kasbah Oudaya, Hasan kulesi ve 5.Muhammed mozolesi buradaki duraklarınız. Ardından Fes'e yöneliyorsunuz: kraliyet sarayının anıtsal kapısı Bab-el Makhzen, onu çevreleyen Yahudi mahallesi Mellah ve tarihi Medina'nın labirenti andıran sokakları sizi bekliyor. Attarine Medresesi, Karaouine Üniversitesi, Nejarine Meydanı, Fas'a özel takı ve bakır eşyaların satıldığı çarşı ile Fes Irmağı yakınında geleneksel usulle deri işlemeyi sürdüren tabakhane güzergâhınızda.
Fes'ten ayrılıp Atlas dağlarındaki İfrane'ye ulaşıyorsunuz; Fas'ın küçük İsviçre'si olarak anılan bu merkez, kayak alanı ve İsviçre tarzı mimarisiyle dikkat çekiyor. Yol üzerindeki Midelt kasabasında yerel bir restoranda öğle yemeği molası veriyorsunuz. Gün, çölde konaklayacağınız kampa varışla sürüyor: kumtepelerine hâkim tesiste günbatımını izliyor, akşam yemeğinin ardından gökyüzünü aydınlatan yıldızlar altında zaman geçiriyorsunuz. Sabah gün doğumunu kaçırmamanız ve güzel anları fotoğraflamanız öneriliyor.
Erfoud'dan Tinghir üzeri Ouarzazate'e uzanan gün, bir yol hikâyesi kıvamında geçiyor; bir yanda çöl, diğer yanda Atlas dağları eşlik ediyor. Su kanalları, Todra vadisi ve M'gouna (gül şehri) uğradığınız yerler arasında. Birçok Hollywood filmine ev sahipliği yapmış Ouarzazate'te konaklıyorsunuz. Ertesi gün Ait Benhaddou ve Hollywood film stüdyoları rotada; Çağrı, Nil'in Mücevheri, Mumya, Gladyatör, Büyük İskender ve Babil gibi yapımların yanı sıra Game of Thrones'un da plato olarak kullandığı bu yerleri görüyorsunuz.
Marakeş'e varışınızda Koutubia minaresi ve Afrika'nın tüm renklerini buluşturan, sokak gösterileri, yılan oynatıcılar ve açık hava restoranlarıyla hareketli Jmaa el Fna meydanı ziyaret ediliyor; egzotik baharatlar hakkında bilgi alıp ülkeye özgü çini işi zelijlerle süslü Bahia sarayını geziyorsunuz. Ayrı bir günde Atlas okyanusu kıyısındaki Essaouira'ya gidiyorsunuz: UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edilen şehirde bir balıkçı limanı, kale ve eski Roma kentlerinden uyarlanarak inşa edilen Medina görülecek yerler arasında. Yol üzerinde Argan ağaçlarının yoğun olduğu bölgede Argan Yağı Kooperatifi'ne uğrayıp bu yağ hakkında bilgi alıyorsunuz. Bordo pasaportla 90 güne kadar vizesiz girebilirsiniz.
Programın son gününde Marakeş'te Majorelle Bahçeleri'ni geziyor, ardından Casablanca'ya geçerek Rick's Cafe, Hasan II camii ve Corniche'i görüyorsunuz; havalimanına transferin ardından İstanbul'a uçuş başlıyor. Gün gün programda 8. günün ayrıntılarında bu bahçenin Jaques Majorelle tarafından kurulduğunu ve Yves Saint Laurent tarafından bugünkü şekline kavuşturulduğunu okuyabilirsiniz.
Tarihe tıklayın; rezervasyon takvimi o tarih seçili açılır.