


İzlanda'nın güney kıyısında yedi günlük bir yolculuk sizi bekliyor: İstanbul'dan Lot Hava Yolları'nın tarifeli seferleriyle Varşova aktarmalı olarak Keflavík Havalimanı'na uçuyor, oradan özel araçla başkent Reykjavík'e geçiyorsunuz. Altı gece boyunca Reykjavík ve Vík'teki dört yıldızlı otellerde kalıyor, her sabah yeni bir doğa parçasına uyanıyorsunuz. Golden Circle hattında iki kıtanın birbirinden uzaklaştığı yarıkları, yerin altından yükselen buharları ve Gullfoss'un köpüren sularını bir arada görüyorsunuz.
Þingvellir Milli Parkı'nda Kuzey Amerika ve Avrasya levhalarının açtığı yarıklar, ufka uzanan düzlüklerle buluşuyor; bir zamanlar tarihi meclis toplantılarına sahne olan bu topraklarda adanın geçmişini rehberin anlatımıyla izliyorsunuz. Geysir Jeotermal Bölgesi'nde topraktan yükselen buhar, sıcak su kaynaklarının çevresinde değişken bir görünüm çiziyor. Belirli aralıklarla su sütununu gökyüzüne püskürten Strokkur gayzerini izlerken, sakin görünen coğrafyanın altında saklı gücü fark ediyorsunuz. Gullfoss Şelalesi'nde ise sular iki kademede derin bir kanyona dökülüyor; kayalıkların arasında kıvrılan su beyaz köpüklere dönüşürken uğultusu vadinin genişliğine yayılıyor.
Güney kıyısına doğru ilerlerken Seljalandsfoss ince bir perde gibi yüksek kayalık yüzeyden dökülüyor, Skógafoss ise geniş su perdesi ve güçlü akışıyla kayalıkların önünde yükseliyor. Sólheimajökull Buzulu çevresinde, yerel makamların ziyarete açık ve güvenli olduğunu teyit ettiği bir seyir noktası bulunması halinde buzulun manzarasını uzaktan gözlemliyorsunuz. Reynisfjara Siyah Kum Plajı'nda volkanik kumların koyu rengi, bazalt oluşumları ve denizden yükselen Reynisdrangar kayalıkları Atlantik kıyısında çarpıcı bir sahne kuruyor; Game of Thrones dizisinde Eastwatch-by-the-Sea sahnelerine ev sahipliği yapan bu kıyıda yerel yönlendirmelere uygun seyir alanlarında fotoğraf molası veriyorsunuz.
Vatnajökull Milli Parkı'nın Skaftafell bölgesinde dağ yamaçlarıyla buzul uzantıları buluşuyor; uygun seyir noktalarından çevreyi tanıyorsunuz. Jökulsárlón Buzul Lagünü'nde buzuldan koparak su üzerinde süzülen buz parçaları beyazdan maviye değişen tonlarıyla lagüne kendine özgü görünümünü kazandırıyor; kıyıdan izlediğiniz buz kütleleri suyun üzerinde ağır ağır hareket ediyor. Hemen yakınındaki Diamond Beach'te denizin kıyıya taşıdığı buz parçalarının siyah kumlar üzerinde oluşturabildiği görüntüleri günün doğal koşullarına göre gözlemliyorsunuz.
Koyu renkli lav arazisinin ortasında açık mavi sularıyla öne çıkan Blue Lagoon'da, jeotermal suyun ve volkanik çevrenin bir araya geldiği tesiste ayrılan süre boyunca termal spa deneyimi için vakit geçiriyorsunuz. Reykjavík şehir turunda bazalt sütunlarını hatırlatan cephesiyle Hallgrímskirkja Kilisesi'ni dışarıdan görüyor, liman kıyısındaki Harpa Konser Salonu'nun ışıkla değişen cam cephesini izliyor ve keşif yolculuklarını çağrıştıran Sun Voyager heykelinin önünden geçiyorsunuz. T.C. vatandaşları için vize uygulaması vardır; başvuru için seyahat bitiş tarihinden itibaren en az 6 ay geçerli pasaport ve tur operatöründen alacağınız “Vize İçin Gerekli Evraklar” listesindeki belgeler gerekiyor. Yeşil pasaport sahipleri için vize uygulaması yoktur, ancak pasaportun alınış tarihi 10 yıldan eskiyse yenilenmesi gerekiyor.
Programın dördüncü gününde Jökulsárlón Buzul Lagünü'nde kıyıdan izleyeceğiniz buz kütleleri, İzlanda'nın buzullarla şekillenen yüzünü en yakından gösteren duraklardan biri; gün gün programda bu lagünün ardından gelen Diamond Beach ve çevresindeki diğer durakları da bulabilirsiniz.
Tarihe tıklayın; rezervasyon takvimi o tarih seçili açılır.